🎫 Durup Dururken Güzel Koku Almak
Birbirimizi fazlasıyla tanımanın verdiği sessizlik canımı yakıyordu, sessizliği bozmak için, "Allah kabul etsin," dedim. "Yarabbi şükür," dedi karım, oturduğu yerde ter içinde yığılıp kalıverdi. Her halükarda şu an konuşmak isteyeceğimiz pek bir şey yoktu. Neden sonra namaz için abdest almaya niyetlendi.
Uyandığımda sesin baş ucumda bekliyor. Işıl ışıl bir sabah gibi. dökülüyor ellerimden dokunuşun. Anların ve tüm yaşanmış mekanların, sözlerin ve tüm söylenmemişlerin, varılmış yolculukların, ulaşılmamış düşlerin, insanlığın bir insan ömrüne sığdırılmış tüm acılarının ötesinde, öldüğün gündeyiz.
Kii durup dururken yabanc szckleri kendi diline doldurmaz. Tersine, kii, yabanc dilleri nce kmser. Kendi dili ona yeryznn en sevecen, en scak, en kolay, en doru dili gibi gelir. Eer evresin de anlayamayaca bir dille konuulmaya balanrsa, kii ilk elde bunu doatan yadrgar; itici, sevimsiz bulur.
5dakika daha dinlendirilen hamur 10 dakika daha yoğrulur. Şekil verildikten sonra hafifçe yağlanan kapaklı bir kapta en az 8 saat mayalanmaya bırakılır. Fırın yarım saat önceden 235 dereceye ısıtılır. Ekmek 235 derecede 15 dakika pişirildikten sonra 200 dereceye düşürülen fırında 25 dakika daha pişirilip çıkartılır.
Onun bu durumunu gördüğüm zaman ben en kaliteli en güzel olan eşyaları alıyordum. Onu mutlu etmek için elimden geleni yapmak istiyordum.. Evimizi döşemiştik her şey çok güzel gidiyordu.. düğün günü gelip çatmıştı.. heyecandan ölecek gibiydim elim ayağıma dolaşıyordu adeta. Düğün tam istediğim gibi olmuştu..
Sokaklarda çalan Küba müzikleri, evlerinin önünde sohbet eden, durup dururken dans edip, sonra tekrar sohbet etmeye devam eden insanlar. Benim gibi mizacı asık suratlı insanlarla dolu bir ülkeden gelen birisi için, başlangıçta oldukça şaşırtıcı bir durum bu. Ama adapte oluyorum, oluyoruz.
bence de insan zorunda kaldıktan sonra altından kalkamayacağı yük yoktur ama sorumluluk almak zorunda olmadıktan sonra da durup dururken kimse kendini yükün altına sokmak istemiyor. benim tespitim insanların bu yükleri paylaşamamalarıdır, nedense hep tek kişiye binmek zorundaymış gibi
havada sis, sokaklarda mutsuz insanlar, aklımda ümitsiz onlarca düşünce, başım önüme eğik, üşümüş ellerim ceplerimde, hafif bir rüzgarla gelen , daha önce hiç duymadığım bir koku, hiç bir çiçekte, hiç bir süste duymadığım o koku, sanki cenneten esen bir rüzgardı o, başımı kaldırıp baktım her bir yöne, işte
Aldatılan kadın ne hisseder hiç önemsemeyen koca, aldatmaya devam eder, bunuda elinin kiri olarak düşünür. Yıkayınca geçer. Günümüzde hala aldatıldığı halde evliliğini bozmayan, aldatan eşi ile birlikte yaşamaya devam eden bir çok kadın var. Güçlü kadın, aldatılmaya karşı sessiz olamıyor. Helede ayakları
6MW02. Hayat pahalılığı hepimizi zorluyor. Geçen yıl belirli malzemeleri aldığımız paraya bu yıl o malzemelerin belki ancak yarısını alabiliyoruz. Ama karamsarlığa hiç gerek yok, her şey para değil. Evet değil ama para çok şey ve onsuz olmuyor, o da ayrı. Emin olun, dünyanın en güzel şeylerinin çoğu bedava! Ne onlar diyeceksiniz. Bedava olmalarının başlıca sebebi insan yapısı olmamaları, yani doğanın bize hediyeleri. “Su da insan yapısı değil, o zaman neden bize parayla satıyorlar?” diye sorabilirsiniz lakin suyu yerin altından çıkartıp evimize getirmenin bir bedeli var ve her hizmet, ücrete tabidir. Tabii bir yolunu bulsalar da daha uyguna evimize getirseler, daha mutlu dolduran rüzgâr bedava. Fotoğraf Evan Smogor, Unsplash MAZERETİN MALİYETİ VAR YOKLUK!Bakınız sayayım Bana göre yeryüzünde karşılaşabileceğimiz en büyük güzelliklerden biri gündoğumu ve günbatımı saatlerindeki gökyüzüdür. Olağanüstü renklerle bezenmiş gökyüzü, insanı duygudan duyguya sürükleyebilir, güldürebilir, ağlatabilir, neşelendirebilir, hüzünlendirebilir… Evde resim yapmaya çalışırken o renkleri bir arada kullansanız bir şeye benzemez de gökyüzündeki uyumları inanılmayacak derecededir. Zirvedir o renkler. Sanki renkler kol kola girip türkü söylüyorlardır da siz de istemeden o türküye dâhil oluvermişsinizdir. Her günbatımı ve gündoğumu parmak izi gibidir, hepsi bambaşkadır. Her biri mucizedir adeta. Ve inanın bana, bu muhteşem güzelliğe ulaşmak bedavadır! Sadece bakmakla görülebilir. “Ama bizim ev giriş katında, biz hiç göremiyoruz!” deme güzel kardeşim, istersen zahmet edip yakındaki bir parka veya bir meydanımsı boşluğa gidip bakabilirsin değil mi? Mazeret uydurmak, işi yapmaktan daha zahmetli bile olabiliyor günbatımları bedava. Fotoğraf Quino Al, UnsplashMİSSSS GİBİ DENİZ KOKUSUBir başka bedava söyleyeyim size. Herkes deniz kenarında oturmuyor elbette. Bazen otobüse, minibüse veya kendi arabamıza binip yol almak zorunda kalıyoruz. Eğer denize ulaşmak için yol alanlardansanız, şunu mutlaka yaşamışsınızdır Deniz kenarına varılıp araçtan inildiğinde, aracın içindeki yapay ya da kötü havanın ardından ciğerlerimize mis gibi bir hava dolmaya başlar. İçindeki koku olağanüstü cezbedicidir. Deniz kokusu. Aslında denizin kendisi kokmaz, açığa çıkan yosun vs. gibi organiklerin saldığı iyotlu bir kokudur o ama biz ona kısaca deniz kokusu deriz. Nasıl güzeldir o koku! Ciğerlerine çekersin de doyamazsın. Doyulacak gibi değildir, muazzamdır. Çeker insanı içine. Hani deniz, bedene bürünüp karşına insan olarak çıksa, o an âşık olasın gelir. Bu koku üzerindeki martıların çığlıkları da öyle. Şansınız yaver giderse, biraz açıkta hoplaya zıplaya gösterilerin en keyiflilerinden birini sunan yunusların oyunları da bedavadır. İlle deniz olsun demiyorum tabii. Uludağ’a bakarak bedava olmayan çayımızı yudumlarken, yükseklerden dağın yamacını yalayarak inmeye başlayan bulutların sunduğu muhteşem görüntü de bedavadır tabii. Hayır evde duvara bakarak mı içilsin o çay, dağa yaslanmış bulutlara bakarak mı? Siz söyleyin BAHAR ÂŞIK OLUNABİLİRDaha çok şey var bedava olan. Mesela kuşların cıvıltıları. Gün doğmadan önce başlayan o harika şarkılarını dinlemek için kimseden bilet almak zorunda değiliz. Hele bu aralar, baharla birlikte ayrı bir güzelleşti kuşların şarkı listeleri. Elbette hormonlarının da bunda katkısı büyük ama dertlenmeye gerek yok, aynı hormondan bizde de var. Boşuna değil, “Ben her bahar âşık olurum” şarkıları! Bakın, biraz taşlama da olsa, büyük şair Orhan Veli ne güzel sıralamış aklına gelen bedavaları BEDAVABedava yaşıyoruz, bedava;Hava bedava, bulut bedava;Dere tepe bedava;Yağmur çamur bedava;Otomobillerin dışı,Sinemaların kapısı,Camekanlar bedava;Peynir ekmek değil amaAcı su bedava;Kelle fiyatına hürriyet,Esirlik bedava;Bedava yaşıyoruz, bedava. Orhan Veli KANIK 1914 – 1950BEDAVA SÖZCÜĞÜNÜN ETİMOLOJİSİŞimdi gelelim, bütün bu yazının sebeb-i varlığı olan “bedava” lafına… Anlamını biliyoruz tabii ama sözcük nereden geliyor? Zaten sözcüğü buraya almamın nedeni de geldiği yer. Bedava sözcüğü tam bir kırma laf. Yarısı Farsça yarısı da Arapça. “Bâd”, Farsça rüzgâr, yel anlamına geliyor. “Hevâ” ise Arapça ve anlamı hem hava, hem de arzu, istek, heves, sevgi. Doğrusunu söylemek gerekirse sözlük hevâ için “hava” anlamını vermiyor, bunu veren kaynak İslam Ansiklopedisi. Her ne ise… Bu iki sözcük dilimizde bir araya gelmiş, “bâd-i hevâ” olmuş, o da söylene söylene “bedava”ya dönüşmüş. Yani isteğe göre, arzuya göre rüzgâr anlamına orada olmak bedava. Fotoğraf Pablo Heimplatz, UnsplashKAFAYA GÖRE VERGİFakat bâd-i hevânın bir anlamı daha var. Bir Osmanlı maliye terimi! Belirli bir zamanı olmayan bir vergiye bu ismi vermişler. “Zuhurat”a yani hesapta olmayan durumlara bağlı olarak Tanzimat’a kadar alınmış vergilerin genel adı. Yani, bakıyorlar hazinede para kalmamış, hemen bir bâd-i hevâ çıkartılıyor ve halktan vergi toplanıyor. Halkımız bunun için “bedava” anlamını vermiş olabilir. Durup dururken, ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan, karşılıksız, açıkçası “kafaya göre” alınan bu çeşit vergiye, “Oh ne âlâ, bedavadan para kazanıyor payitaht” demiş olabilirler ve kelimenin günümüzdeki anlamı ortaya böyle çıkmış olabilir. BEDAVA YAKIT İŞTEBakınız, denizlerde gezmenin en ucuz yolu da yelkenli işte. Çünkü rüzgâr da bedava! Teknenin kendisi değil belki ama yakıtı, yani rüzgâr tamamen ücretsiz. Yelkensiz bir tekne aldığımızda benzin/mazot koyarız deposuna ki gidebilelim. Ama yelkenli öyle mi? Adını bile rüzgârdan alan bir maliyeti var Bedava! İstek rüzgârı! Biz istiyoruz, o esiyor! Bir yelkenci başka ne ister ki?Doğanın tüm mucizeleri bedava. Görmek yeterli. Fotoğraf James Wainscoat, UnsplashHAYATIN ANLAMI NE Kİ?Diyeceksiniz ki, “Kardeşim dalga mı geçiyorsun? Bu bedava şeylerle yaşanır mı?” Yerden göğe kadar haklısınız ama unutmayalım ki yaşantımıza anlam katan şeyler bunlar zaten. Günbatımında gökyüzünün renklerini görmeden, kuşların cıvıltılarına kulak kabartmadan, mis gibi deniz kokusunu ciğerlerimize çekmeden, şu sıralar açmaya başlayan çiçeklere uzun uzun bakmadan, varsa yelkenimizi rüzgârla doldurup gidebildiğimiz kadar gitmeden, küçük bir çocuğun yüzündeki gülümsemeyi, minneti, gözündeki sevginin pırıltısını fark etmeden güzel yaşamış sayılır mıyız? Eşimize, çocuğumuza, dostlarımıza onları sevdiğimizi söylemenin maliyeti var mıdır ki? Sevgimizi söylemekten vergi alınıyormuş gibi kaçınmak neden? Sevgi bedava ama “seni seviyorum” demenin bedeli yaşamaya yetmez belki ama hayatı yaşanır kılmaya yeter. Ve her günbatımında, her kuş cıvıltısında, yelken rüzgârla her dolduğunda, her çiçekte ayrı bir mucizeye tanık olduğumuzda ve mis gibi deniz kokusunu içimize her çekişimizde şükretmek, ömrümüze ömür, ruhumuza huzur katar. Belki de bu saydıklarıma kimse değer biçemeyeceği için bedavadırlar, kim bilir. Kalın HAFTA SONU HAVA VE DENİZAÇIK AMA SERİNAslında keyifli bir hava var bu hafta sonu. Yağışsız. Ama kuvvetli poyraz, zaten serince olan havayı daha da serin kılıyor. En yükseği 15 derecelerde dolaşan bir sıcaklıktan söz ediyoruz. Yani yelken açacaklar için “bedava” ve bol rüzgâr var. Ama mis gibi deniz havasını içine çekmek isteyenlerin üzerlerine mont almaları zorunlu. Yeni hafta daha ılık ve esintisiz bir havaya merhaba diyecek. Artık ilkbahar iyiden iyiye hissedilir olmak üzere. Zaten gündönümünü, yani 21 Mart’ı da geride bıraktık, önümüz rengarenk bir bahar. Deniz suyu ise 11’e çıktı. Yavaş yavaş yükselecek o da. Herkese mutlu bir hafta sonu dilerim.
mide bulantısının kralını yaşatan, saçma sapan tiskinen bir insanın başına niye gelir ya? neden ben? hastayken başa gelir mesela. diyelim ki midemiz bozuk, ağzımızdan çürük yumurta kokusu gelir böyle iğrenç iğrenç. son günlerde yumurta yemesek de gelir o. sonra gider kusar rahatlarız. öyle bişi. iğrencim evet. ilkokuldan beynimize kazınmış, nöronlarımızın arasında yer etmiş yanılsamadan ibarettir. kaynağı ilkokuldaki beslenme saati adı altında geçirilen tenefüs sırasında sınıfı saran yumurta kokusundan başkası değildir. kokunun kötü olmasının sebebi herkesin annesinin zamanlamasının mükemmel olmaşıyındandır, kendine güvenemeyen annelerin fazladan yere haşlayarak yeşerttiği yumurtalar o kokuyu salmaktadır. bilinçaltımıza yerleşen bu duygu zaman zaman ortaya çıkabilmektedir. tam tersi etkiye sahip benzer bir durum icin bkz durup dururken mandalina kokusu almak bkz yumurta kokan osuruk ` canım yaaa, yazık` the shining'de [kitapta] dick hallorann, bu "shining" dımbırtısının çok güçlü bazı duygular ile geldiğini anlatmıştı. şimdi hatırlayamadım, kendisi de yoğun bi portakal kokusu mu ne alıyordu, öyle bi şeydi. her neyse, durduk yere yumurta kokusu alıyorsa kişi, ya çizdi kafayı farkına varmadan kümese daldı ya da shining midir ne karın ağrısıdır ondan var. bizzat yumurtlayan da varsa kabulüm. [bu dandik entry sırf the shining hatırına çiziktirildi, dick hallorann'ın koca siyah çükü hatırına iliştirildi.] iki vakte kadar kısa bir yolculuğa çıkacağınıza delalettir. gündüz rüyası niyetine hayırdır inşallah deyip, beklemeye geçiniz. doğalgaz kaçağı belirtisidir. tesisatı kontrol etmek gerekir. hidrojen sülfür h2s kaçağı belirtisidir. rüzgarı arkaya alıp bu çok önemli unutma arkadan esecek rüzgar, yüzüne doğru esmeyecek kaçarak uzaklaşmak gerekir. zira düşük bir ppm değerinde dahi tek bir nefeste hakkın rahmetine kavuşmanız işten bile değildir. bazen hamileliğin ilk aylarında insanın burnuna nerede olursa olsun gelen kokudur. geçici bir durumdur. endişeye mahal yok... epilepsi nöbeti öncesinde görülebilen bir belirti olabilir. epilepsi hastalarının nöbetlerden önce kimsenin duymadığı tuhaf/kötü kokular duyduğu biliniyor. illa nöbet geçirilecek diye bir şart yok tabii, ama yine de bu tarz kokular alındığında çevredekilerin de alıp almadığını sormakta fayda var. kokuyu sizden başkası almıyorsa nörolojik bir muayenenin zararı olmaz. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
butun gun yemek yemeyince basa gelebilir. insan beyninin garipliklerinden biridir. radyoda bir şarkı çalar, bir anda bir yaz öğleden sonrasının kokusuyla bir kadının saçlarının kokusu birbirine karışıp burnunuza dolar. çekili perdelerden geçen loş ışık dolar odaya hafifçe, halıdan mobilyalardan, nevresimleden yansır, maviye boyar herşeyi, tarifsiz bir huzur vardır. renkleri, sesleri hatırlar da insan, bir kokuyu neden hatırlar? bilmem, fakültede anlatmadılar. insan beyninin bir azizliği olsa gerek... eger kokunun sebebi kisinin kici ise muhtemelen artık adı gaiptir. bazi insanlarin parfum kokularini duyduktan birkac saniye sonra kendileri tarafindan araninca daha da killandiran durum. ya cok allahin sevdigi kuluyum; ya da cok feci yaktim balatayi..bakalim; bekleyip gorecez.. evde dört ayaklı tüylü bir canlıyla yaşıyorsanız zaman zaman gaipten kokular duyabilirsiniz. bu durum bir süre sonra paronoyaklaşıp akşam akşam evin her köşesine her koltuğun altına bakmanıza yavrucağın günahını almanıza neden olur. halbuki o öyle kötü şeyler yapmaz.. birden burna gelen yabanci parfum kokusu, ozellikle tek kisilik bir odada iseniz bkz kampus "len, hayalet mi var, benimle koku araciligi ilen temas mi kurmaya calisiyorlar" diye tirsilir, bir sure deodorant sisesinden uzak durulur.. son dönemlerde basıma sık sık gelen hatırlamıyorsam iki gece önce -tahminimce saat 3-4 sularıdır- bilgisayarımın başında oturmuş,haftalık raporumu hazırlar iken burnuma mayhoş bir koku geldi....ekşi elma reçeli!işte o andan sonra, yaklasık bir saat boyunca elma marmelatlı krep hayali ile yandım sabah ise keskin bir limon kokusu ile silkiniverdim,bu seferde midye dolma kokusu donemlerde kimse ile beraber olmadıgımı da hesaba katar isek as erme olasılığı ortadan kalkmıs ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Plajda ayak parmaklarınızın arasına giren ılık kumu hissetmek 1/98 Küçük bir bebeğin anlık gülümsemesini görmek 2/98 Posta yoluyla elle yazılmış bir not ya da bir mektup almak 3/98 En sevdiğiniz parçayı dinlemek 4/98 Taze fırından çıkmış çikolatalı kurabiyeler 5/98 Muhteşem bir gündoğumu ya da günbatımı 6/98 Altınızı ıslatıncaya kadar gülmek 10/98 Üçüncü kişi ve gruplara bir şey ifade etmeyen espriler 11/98 Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek 12/98 Bulutsuz bir gökyüzü 13/98 En sevdiğiniz çiçek 14/98 Durup dururken sevdiğiniz birinin araması veya ondan eposta gelmesi 15/98 Çocukluğunuzun favori dizi veya filmini izlemek 16/98 Arabada sesli bir şekilde şarkı söylemek 17/98 Yaşları kaç olursa olsun bebeklerinizi kucaklamak 18/98 Alacakaranlıkta hayal kurmak 19/98 Yatağa uzanarak yağmur sesine kulak vermek 20/98 Cebinizde olduğunu unuttuğunuz parayı bulmak 21/98 Sıcak bir yaz gününde bol buzlu limonata içmek 22/98 Alışveriş merkezi otoparkının en güzel yerinde boş yer bulmak 23/98 Gün içinde uyuklamak 24/98 Temiz yatak çarşafları 25/98 Kurutma makinesinden giysileri alıp direk giymek 26/98 Nefes kesici bir manzara – şelale, dağ, şehir, orman ya da sevdiğiniz herhangi bir görüntü olabilir 27/98 İri, yaz domatesleri 29/98 Havai fişek gösterisi izlemek 31/98 İhtiyacı olan birine yardım etmek 35/98 Bir bebeğin kafasını koklamak 36/98 Bulutların hareketini izlemek 38/98 Fıstık ezmesi ve marmelatlı sandviç yemek 39/98 Yapılması gerekenler listesindeki bir maddenin üstünü çizmek 40/98 Yastığın güzel tarafı 41/98 Gökgürültüsünün yaydığı koku 42/98 Gece uyanmak ve alarmın çalmasına daha üç saat olduğunu görmek 43/98 Balkon salıncağında sallanmak 44/98 Fırtınalı bir günde koşarak kapalı bir ortama geçmek 45/98 Mükemmel zamanda bir kar fırtınası 46/98 Ateş kenarında dinlenmek 47/98 Serin bir havada uzun bir yürüyüş 49/98 Meyveleri kıvamına gelmiş kiraz ağacı 50/98 Temiz bir elbise dolabı 51/98 Beklenmeyen güzel haberler 52/98 Öğleden sonra şekerleme yapmak 55/98 Çekmecenin altında ya da elbise dolabının arkasında kaybettiğiniz değerli bir eşyayı bulmak 56/98 Araç kullanırken art arda yeşil ışığa denk gelmek 57/98 Yepyeni kutusunda 64 renkli pastel boya 58/98 En çok sevdiğiniz film 60/98 Taze, yeni toplanmış çilek 61/98 Bir yere gitmek zorunda olmamak 62/98 En ihtiyaç duyduğunuz anda birinin sizi kucaklaması 63/98 Plajda öğleden sonra serin bir havaya karşı hırka giymek 65/98 Sevdiğiniz bir arkadaşla uzunca muhabbet etmek 66/98 İşyerinde nadiren de olsa muhteşem bir gün geçirmek 67/98 Yeni biçilen çim kokusu 68/98 Mutluluk gözyaşları 69/98 Deniz kabuğu toplamak 71/98 Yere yeni düşen kar taneleri 73/98 Çikolatalı kraker yemek 74/98 Fırından yeni çıkmış kurabiye ve ekmek kokusu 75/98 Canlı sonbahar yaprakları 76/98 Keki fırına vermeden önce hamurun tadına bakmak 78/98 İlkbahar çiçeklerinin açması 81/98 Soğuk bir günde sıcak çikolata 82/98 Çocukken yaptığınız bir şeyi bulmak 83/98 Köpek yavrusunu öpmek 84/98 Uzun zamandır görmediğiniz biriyle karşılaşmak 85/98 Saçlarınızın şekilli olduğu bir gün 86/98 Zaten almaya karar verdiğiniz şeyin indirime girmiş olması 87/98 Telefonda ilgili bir müşteri temsilcisiyle görüşme yapmak 88/98 Sizi gülümseten eski bir fotoğraf görmek 90/98 En çok sevdiğiniz dizinin sezon finali 91/98 Arabayı üstü açık bir şekilde kullanmak 92/98 Kakaolu dondurma külahı 93/98 Plajda bir gün geçirdikten sonra duş almak 94/98 Birisinin size sizi düşündüğünü söylemesi 95/98 Eskiden çok sevdiğiniz bir şarkının bir yerlerde çalması 97/98 Su yüzeyindeki parlak dolunay 98/98
durup dururken güzel koku almak